15 Haziran 2010 Salı

Bahçe ne alemde?

Geldiğimizden beri yüzlerce tohum ve fide ekmemize rağmen henüz roka dışında bir şey yiyemedik. Sebze bahçesinde işler ağır gidiyor. Sabah 08:30'da göldede ısı 32 dereceydi. Hal böyleyken bahçede olup bitenler:

Armut domatesler aceleci davrandı ilk onların meyvelerini gördük... 











Ardından Çatal domatesler.












Yer kirazının meyvelerine nasıl kıyacağız bilmem?







Kabaklar aldı başını gidiyor, ama henüz tek bir çiçek yok.












Baharat bahçesine ektiğim maydanozlar iki kez tavuklar tarafından eşelendi. Eşelenme huyları yüzünden özgürlüklerini kaybetmek zorunda kaldılar. Besin ormanı yapmayı düşündüğümüz yerde bir çitin içindeler şimdi. Maydanozlar da başlarını kaldırdı, sıcaktan fırsat bulursa büyüyecekler.

Sulama işi önem arz etmeye başladı. Artık her akşam saat 19:00-21:30 arası işimiz bahçe sulamak. İstemeyerek geniş bir alana yayıldık, 2-3 saat içinde sulayıp bitiremeyeceğimiz kadar bitki var. Her akşam başka bir yeri suluyoruz. Karpuzlar, ayçiçekleri, sebze bahçesi, havuz kenarı bostanı, besin ormanına ekilen çalı, çiçek ve meyveler, patatesler, çilekler, çiçekler... Ufuk yukardaki sulama havuzunu çaydan bastığı suyla doldurdu, taşıma suyla olacak iş değil.

Bostancık'tan Tuğrul'un dediği gibi sebze yetiştirmek çok emek istiyor, ancak bir gün her şeyimizi kendimiz yetiştirmeyi hedefliyoruz ve bir bitkiyi tohumdan hasada uğraşmadan tanımak imkansız. Elimde kitaplar, gözüm ektiklerimde yazılanlarla, olanlar arasındaki benzerlik ve farkları kavramaya çalışıyorum. Kilosu 50 kuruştan satılan bir domatesi yetiştirmek için 3 ay uğraşmak akıl kârı değil, öte yandan öğrendiklerimiz paha biçilmez.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme