18 Nisan 2010 Pazar

'Her şey iyi hoş da dağbaşında iki kişi sıkılırsak ne olacak?'

Ufuk'un endişeleri boşa çıktı. Ahlatdede'de üç haftada 5 misafir ağırladık. Önce İzmir'den Fatoş'la Eren, ardından Bozcaada'dan Sibel ve Ahmet sonra da Steve geldi ziyaretimize. Hepsi de çok iyi geldiler bize...

Sibel 8 yıldır Bozcaada'da yaşıyor. Kendi ürettiği bal ve şaraptan getirmiş soframız şenlendi. Elektriksiz geçirdiği yıllardan Japonya'dan getirdiği tohumlara kadar aralıksız sorduk o da anlattı ... Bıraktığı Burdock Gobo tohumlarını ilk fırsatta ekeceğiz. Ahmet'in Ezine pazarından aldığı peslihan (fesleğen), acur, barbunya, kereviz tohumları da hazine sandığımıza girdi. Birlikte çayın kıyısına indik ve çınar ağaçlarının kuytusunda yeni bitkiler keşfettik. İnsan algısını nereye yönlendirirse oradan genişliyor evren... İlk baktığımda yeşilliğin içindeki sarı, mor, kırmızı lekeler olarak gördüklerimin her birinin bir adı var, öğrendikçe tek tek görebiliyorum onları. Acıbakla'nın alacalı moruyla, Peygamberçiçeği'nin mavisini ayırıyorum artık, dün Tekesakalı'yla tanıştım, Karakafes otunun izine henüz rastlamadım...


1 yorum: