23 Mayıs 2010 Pazar
Karavan kardeşliği
Bozburun'dan arkadaşlarımız Cevriye ve Rıfat karavanlarıyla ilk kamplarını Ahlatdede'de yaptılar. Kaldıkları 3 gün boyunca hava yağmurluydu, yine de buraları çok sevdiler. Bağbozumuna da bekliyoruz...
Kuru Köfte
Bu zat-ı muhterem, Ahlatdede'nin son misafiri Köfte. Adının önüne duruma uygun bir sıfat ekliyoruz. Ayvacık dönüşü sağanak yağmur altında, yolda sağa sola gezinirken bulduk. Ufuk kornayla uyarmasa arkamızdan gelen kamyonet ezecekti. 1 aylık falan olmalı. Arabaya aldığımızda öyle ıslak ve sersemlemişti ki... Önce Ufuk'un koltuğunun arkasında büzüştü... 2 saat gıkı çıkmadı, sonra kendine gelip arabanın arkasındaki tahta tabureye tırmandı. Niyeyse... Temizleyip, toparlayıp uygun bir yere bırakmak kararıyla Ahlatdede'ye getirdik. Nasılsa ıslak deyip, ılık suyla bir de biz yıkadık. Sonra da uzun uzun tarayarak vücuduna yapışmış kepek, yara kabuğu kalıntılarını arındırmaya çalıştık. Kurudukça tüyleri beyazlayıp kabardı, böyle leziz bir Köfte çıktı ortaya...
Parazit ve sanırım uyuz tedavisi yapıp uygun bir yere bırakacağız.
Parazit ve sanırım uyuz tedavisi yapıp uygun bir yere bırakacağız.
9 Mayıs 2010 Pazar
Hıdırellez Sofrası
Geçtiğimiz yıl 5 Mayıs akşamı hayalimdeki çiftliği bir kağıda çizmiş, kağıdı gül ağacının altına gömmüştüm. Bu yıl Maho'nun hediye ettiği güle dikecek yer ararken fark ettim ki tarih 5 Mayıs ve daha bir yıl olmadan Hızır yetişmiş. "Hemen yenisini çizelim" dedim Ufuk'a. Büyük bir masanın etrafında oturmuş dostlarımızı çizdi Ufuk, önlerinde şarap küpleri, meyve sepetleri, dalından taze toplanmış sebzeler, gölette yüzen ördekler... Gül ağacının dibine gömdük. Sonra da hiçbir şey yetiştiremezsek dostlarımızı neyle doyururuz diye düşündük.
Gıda ormanı yazısında bahsettiğim gibi Ahlatdede'nin kendi ürünleri var. Mevsim sıralamasıyla:
Mayıs; Papaz eriği, asma yaprağı, belki biraz çilek
Haziran; Orak elması, mis armudu
Temmuz; Erkenci üzümlerden biri
Ağustos; kuşburnu, böğürtlen
Eylül; Antepfıstığı, badem
ve her daim taze köy yumurtası :-)
Bahçede işler yolunda giderse biz de sofraya; domates, biber, patlıcan, fesleğen, fasulye, börülce, barbunya, mısır, roka, marul, maydanoz, salatalık, dere otu, bamya, nohut, soğan, sarmısak, patates, yer fıstığı, kavun, karpuz ve balkabağı koyacağız. Olasılıkla bolca deneyim, biraz da ürün elde edeceğiz. Toprakananın gönlünden ne koparsa kabulümüz...
Gıda ormanı yazısında bahsettiğim gibi Ahlatdede'nin kendi ürünleri var. Mevsim sıralamasıyla:
Mayıs; Papaz eriği, asma yaprağı, belki biraz çilek
Haziran; Orak elması, mis armudu
Temmuz; Erkenci üzümlerden biri
Ağustos; kuşburnu, böğürtlen
Eylül; Antepfıstığı, badem
ve her daim taze köy yumurtası :-)
Bahçede işler yolunda giderse biz de sofraya; domates, biber, patlıcan, fesleğen, fasulye, börülce, barbunya, mısır, roka, marul, maydanoz, salatalık, dere otu, bamya, nohut, soğan, sarmısak, patates, yer fıstığı, kavun, karpuz ve balkabağı koyacağız. Olasılıkla bolca deneyim, biraz da ürün elde edeceğiz. Toprakananın gönlünden ne koparsa kabulümüz...
Ektiğim hiçbir tohum çıkmıyor, sorun ne?
Doğanın ritmine uygun davranmamış olmaktı sorun. Ritmi tutturduk işler yoluna girmeye başladı. Nisan ayında iki ayrı tur ektiğim sebze tohumlarının hiçbiri çıkmadı, toprak dedim, sera dedim, su dedim olmadı. Sonunda Ufuk'un ocak ayında fantastik tohumlar çıkmazsa diye yanlarına sokuşturduğu domates tohumlarından yetişen fideleri ektik. Kalan yerlere de yerli tohumlardan yetişmiş fideleri yerleştirdik. 2 Mayıs (biyodinamik takvime göre tohum ve meyve gününde) ektiğimiz fidelerden, topraklı ektiklerimiz dışındakilerin tamamı öldü. Burnumun direği sızlarken nerede hata yaptığımı düşündüm.
Çatal domatesler dışındakiler ölmüştü. Aralarındaki tek fark domatesleri saksılarındaki topraklara birlikte gömmüş olmamdı. Pazardan aldığım fideleri ise, samanı eşeleyip kartonu deldikten sonra açtığım deliklere yerleştirmiştim. Kartonun altındaki toprak oldukça sıkı, kökleri sarmamış olmalı.
5 Mayıs'ta yeni bir hamle yaptım. Önce her fide için bir yer hazırladım. Samanı aralayıp kartonda küçük bir saksı çapında delikler açtım. Altındaki toprağı fide dikme çubuğu ile yumuşattıktan sonra üstüne bir saksı dolusu torf, toprak ve gübre karışımı koydum. Pazardan aldığım fideleri bu toprağa açtığım deliklere yerleştirip elimle yerlerini sıkılaştırdım.
İşe yaramış gibi görünüyor. Fotoğraftaki yataklardan üçünde domates, biber, patlıcan çeşitleri, diğer üçünde mısır, fasulye, yemeklik kabak ekili. Acur ve salatalık fideleri büyüyor, fasulyeler filizlenince onları da yerlerine taşıyacağım. Fotoğraf makinesini şarj edince sebzeliğin son halinin fotoğraflarını çekeceğim.
Çatal domatesler dışındakiler ölmüştü. Aralarındaki tek fark domatesleri saksılarındaki topraklara birlikte gömmüş olmamdı. Pazardan aldığım fideleri ise, samanı eşeleyip kartonu deldikten sonra açtığım deliklere yerleştirmiştim. Kartonun altındaki toprak oldukça sıkı, kökleri sarmamış olmalı.
İşe yaramış gibi görünüyor. Fotoğraftaki yataklardan üçünde domates, biber, patlıcan çeşitleri, diğer üçünde mısır, fasulye, yemeklik kabak ekili. Acur ve salatalık fideleri büyüyor, fasulyeler filizlenince onları da yerlerine taşıyacağım. Fotoğraf makinesini şarj edince sebzeliğin son halinin fotoğraflarını çekeceğim.
Doğanın ritmi diye başladığım yazının konusu başka bir yöne kaydı, toparlıyorum. Bamya tohumları 5 günde, roka ve marullar 3-4 günde filizlenince anladık ki, zamanı gelen tohum koşullara çok da bağlı olmaksızın filizleniyor.
Bu arada serada ayçiçeği filizlendirmeye çalışıyorduk, çok sudan çekirdekler çürüdü. Pazardan aldığım yerli çekirdekleri doğrudan yerlerine (sebze fideleri ektiğim yöntemle, toprak dolu çukurlar oluşturarak) ektik. Suladık. Filizleri görene kadar da su vermek yok... Önümüzdeki yılın tohumlarını Bozburun'da Şubat-Mart aylarında ekmeye karar verdik.
Gıda ormanı mı dediniz? Burada hazır yapılmışı var...
Permakültür diye yola düşmemizin nedenlerinden biri, yaşlılık günlerimizde el ayak tutmaz olduğunda, çok uğraşmadan bize bakacak bir gıda ormanı kurmaktı.
Ahlatdede'nin birçok yerinde minik gıda ormanları var. Bkz. aşağıdaki iki fotoğraf:

Bu ağaç, çalı grubunun içinde; badem, kuşburnu, yabani kuşkonmaz, yemişen (alıç), mis armudu (ahlata aşılanmış) menengiç birarada mutlu mesut yaşıyor. Budanmadan, sulanmadan, gübrelenmeden. Arazinin çeşitli yerlerinde buna benzer birçok adacık var. Orak elması, kaba elma, papaz eriği, hamıtatlı dedikleri başka bir erik türü, 5-6 adet menengiçe aşılanmış antep fıstığı, bolca ahlat ve badem. Ahlata armut çeşitlerini, bademe de kayısı ve şeftali aşılanabiliyormuş. Haziran ayında göz aşısı ile meyve ağaçlarını çeşitlemeye çalışacağız.
Ahlatdede'nin birçok yerinde minik gıda ormanları var. Bkz. aşağıdaki iki fotoğraf:
Bu ağaç, çalı grubunun içinde; badem, kuşburnu, yabani kuşkonmaz, yemişen (alıç), mis armudu (ahlata aşılanmış) menengiç birarada mutlu mesut yaşıyor. Budanmadan, sulanmadan, gübrelenmeden. Arazinin çeşitli yerlerinde buna benzer birçok adacık var. Orak elması, kaba elma, papaz eriği, hamıtatlı dedikleri başka bir erik türü, 5-6 adet menengiçe aşılanmış antep fıstığı, bolca ahlat ve badem. Ahlata armut çeşitlerini, bademe de kayısı ve şeftali aşılanabiliyormuş. Haziran ayında göz aşısı ile meyve ağaçlarını çeşitlemeye çalışacağız.
Deliveren çilekleri
Mollahasanlar halkının 'yediveren' dediği çileğe inatla 'deliveren' diyorum, baktım düzeltemiyorum bırakmaya karar verdim. Pazardan 12 deliveren fidesi alıp diktik, yerli çileklerden daha iyi gelişmiş fidelerdi, aldığımda çilekleri büyümeye başlamıştı. Yerlerine alışınca gelişip pembeleştiler. Bir tanesini kopartılmış ama yenmemiş olarak samanların üzerinde bulduk. Bazen bu tür faili meçhul olaylarla karşılaşıyoruz. İlk şüpheli tarla fareleri. Arazinin her yeri onların yuvaları ile kaplı. Yuvaları kertentelerle ortak kullanıyorlar. İki gün önce masanın yanından alımlı alımlı geçen fosforlu yeşil kertenkele (25-30 cm boyunda) ben kıpırdanınca fare deliklerinden birinde kayboldu. Makine elimde sandalyenin üzerine tüneyip bekledim. 5 dk sonra başını çıkardı ancak objektifim onu çekecek kadar iyi değildi. İki kez kuyruğunu gördüğüm dev kertenteleyi fotoğraflayana kadar bu güzelim çilekle idare edin.
Tavuk traktörü çalışıyor
Tavukların yem aramak için başlarını yerden kaldırmayan hayvanlar olduğunu düşünürdüm, yanılmışım. Bizimle o kadar ilgili ve dikkatliler ki... karavanın kapısından dışarı attığım herhangi bir sebze artığını neredeyse havada kapıyorlar.
Karakız iki günde bir, Çilli her gün yumurtluyor. Haftada 10 yumurta, daha ne olsun. 4 tavuk 1 horozumuz olsun, diyorduk bu yıl ekibi büyütmekten vazgeçtik. Herşeyden önce tavuklar düşündüğümüzden daha büyükmüş kümes küçük gelebilir, tavuklar söylendiği gibi horozların liderliğine ihtiyaç duymuyor, akşam saatinde tıngır mıngır gidiyorlar kümeslerine. Ayrıca döllenmemiş yumurtalar yemek bana da kendimi iyi hissettiriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)