Ekim ortasında hazırlayıp attığım tohum topları, son haftanın yağmurlarıyla yeşerdi. Resimlere geçmeden karışım oranı ve içeriklerden bahsedeyim kısaca.
Topları hazırlarken kullanılan oranlar:
1 ölçü tohum
3 ölçü kompost
5 ölçü kil
Topların içindeki tohumlar:
Tereotu, dereotu, fesleğen, kırmızı biber, kimyon, roka, maydanoz, kekik, kadife çiçeği, akasya, gladiçya, katırtırnağı.
Karışımı elimle yuvarlayarak 2 cm çapında toplar yaptım. Elimdeki malzemeden 40 lt'lik bir kovayı dolduracak kadar top çıktı. Toplar 24 saatte kurudular. Arazinin çeşitli yerlerine attım. Fotoğraflarda göreceğiniz gibi tohum toplarının hemen hemen tamamı toprak, kum ve malç gibi farklı zeminlerde beni de şaşırtan bir performansla çimlendi. Çimlenen tohumların neye ait olduğunu şu an anlamak zor, dilerim içlerinde akasyalar da vardır.
Ufuk
23 Ekim 2010 Cumartesi
15 Eylül 2010 Çarşamba
Hugelkultur
Türkiye Permakültür Enstitüsü'nden Mustafa F. Bakır 'worm tower' konulu bir mailinde Hugelkultur'den bahsediyordu. Verdiği linkten okuduktan sonra mevcut durumda bize çok uygun olduğuna karar verdik. Arazinin birçok yerinde budanmış ağaç dalları yığılı halde duruyor. İlk geldiğimizde bir düzene sokmayı düşünmüştük, sonra ihtiyaç olana kadar dokunmamaya karar verdik. Gün bu günmüş.
Hugelkultur (yığın kültürü), kuru iklimlerde dalların çürümesini hızlandıran bir uygulama. Ufuk, sözünü ettiğimiz dal parçalarını iriden inceye sıraladı önce, üzerine keçi gübresi, üzüm cibresi, Fukuoka topları için topladığımız tohumlardan artan zarflar, toprak ve saman sıralamasıyla yığını oluşturdu. Her tabakayı da güzelce ıslattı.
Gelecek yıl ekmeyi düşündüğümüz alanları daha verimli kılmak için, sürdürülebilir tarıma uygun tüm yolları deniyoruz.
Hugelkultur (yığın kültürü), kuru iklimlerde dalların çürümesini hızlandıran bir uygulama. Ufuk, sözünü ettiğimiz dal parçalarını iriden inceye sıraladı önce, üzerine keçi gübresi, üzüm cibresi, Fukuoka topları için topladığımız tohumlardan artan zarflar, toprak ve saman sıralamasıyla yığını oluşturdu. Her tabakayı da güzelce ıslattı.
Gelecek yıl ekmeyi düşündüğümüz alanları daha verimli kılmak için, sürdürülebilir tarıma uygun tüm yolları deniyoruz.
Bağbozumu II (Şıra)
Buğday Derneği'nin Ekolojik Yaşam Rehberi'ndeki ilanlardan bulduğumuz Arma Industry ile birkaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra bize uygun olduğunu düşündüğümüz bir mekanik üzüm presi sipariş ettik. Ufuk transferde sorun çıkacağını düşünüyordu, ancak ambar presi söylediği gün -saat olmasa da- teslim etti.
Meyve yemektense, bir dikişte suyunu içmeyi seven tembellerden biriyim ben de, en sevdiklerimden biri de üzüm suyu. Erik kompostosu için Gülser ablanın pratik önerisini uygulamış, memnun da kalmıştık. Şıra için de aynısını yaptık.
Presten aldığımız üzüm suyunu süzüp temiz konserve şişelerine koyduk. Kullanılmamış kapakları sıkıca kapatık, su dolu kazanda 1 saat kaynattık. Konserveleme işlemi başarılı. Kışa kadar dayanabilir miyiz bilmiyorum. Belki şarap yapımından sonra bir tur daha şıra yaparız.
Elimizde bir tartı olmadığı için sıktığımız üzüm miktarından emin değiliz, presin %50 verimlilikle çalıştığını tahmin ediyoruz ve bundan çok hoşnut değiliz. Üzüm sıkarken cibreleri biriktirip bir tur daha sıkmaya karar verdik, işe yaradı. Elde ettiğimiz suda yaklaşık %30'luk bir miktar artışı oldu.
Meyve yemektense, bir dikişte suyunu içmeyi seven tembellerden biriyim ben de, en sevdiklerimden biri de üzüm suyu. Erik kompostosu için Gülser ablanın pratik önerisini uygulamış, memnun da kalmıştık. Şıra için de aynısını yaptık.
Presten aldığımız üzüm suyunu süzüp temiz konserve şişelerine koyduk. Kullanılmamış kapakları sıkıca kapatık, su dolu kazanda 1 saat kaynattık. Konserveleme işlemi başarılı. Kışa kadar dayanabilir miyiz bilmiyorum. Belki şarap yapımından sonra bir tur daha şıra yaparız.
Elimizde bir tartı olmadığı için sıktığımız üzüm miktarından emin değiliz, presin %50 verimlilikle çalıştığını tahmin ediyoruz ve bundan çok hoşnut değiliz. Üzüm sıkarken cibreleri biriktirip bir tur daha sıkmaya karar verdik, işe yaradı. Elde ettiğimiz suda yaklaşık %30'luk bir miktar artışı oldu.
Bağbozumu I (Bandırma)
Bir hafta, on gün gecikmeyle de olsa üzüm hasadına başladık. İstanbul'dan sipariş ettiğimiz üzüm presi gelene kadar vakit kaybetmemek için ilk olarak 'bandırma'lık beyaz üzüm topladık.
Zuzu armut ve karpuz kadar üzümü de sevdiği için topladığı üzümleri sepete koyamadan yiyor.
Üzüm kurutmak için gerekli tüm bilgiyi köyden aldık, harfi harfine uyguladık:
1- Beyaz üzümler, özellikle Hafzali (Hafız Ali) olanlar toplandı.
2- Çam iğnelerinden bir yatak hazırlandı.
3- Üzümler içinde; kekik, zeytinyağı, meşe külü, soda bulunan ve kaynamakta olan kazandaki karışıma bandırılıp çıkarıldı.
4- Güneş alan yataklara yayıldı, bir haftadır kurumakta... Çiyden korumak için geceleri üzerlerini örtüyoruz.
Zuzu armut ve karpuz kadar üzümü de sevdiği için topladığı üzümleri sepete koyamadan yiyor.
Üzüm kurutmak için gerekli tüm bilgiyi köyden aldık, harfi harfine uyguladık:
1- Beyaz üzümler, özellikle Hafzali (Hafız Ali) olanlar toplandı.
2- Çam iğnelerinden bir yatak hazırlandı.
3- Üzümler içinde; kekik, zeytinyağı, meşe külü, soda bulunan ve kaynamakta olan kazandaki karışıma bandırılıp çıkarıldı.
4- Güneş alan yataklara yayıldı, bir haftadır kurumakta... Çiyden korumak için geceleri üzerlerini örtüyoruz.
Karpuzun başına gelenler
Mayıs ayında elimizdeki tüm tohumları oraya buraya saçarken, 'bu kadar ürünü kim yiyecek' diye düşünüyorduk. Öncelikle o kadar ürün olamadı. Sebeplerini -en azından anladıklarımızı- önceki yazılarda ele aldık, az buçuk yetişenlerin de taliplisi o kadar çoktu ki bize kalmadı.
Bal kabağı, fasulye, barbunya ve patatesleri tarla farelerine kaptırdık. Bize çok görünen tohum ve fidelerin toprağın gerçek sahipleriyle paylaşmak için çok az olduğunu anladık. Önümüzdeki yıl çok daha fazla tohum atacağız, fareler için de caydırıcı önlemler düşünmemiz gerekecek.
Karpuzlara gelince... 5 ayrı yere, 6'şar tohum ekmiş, bitkiler geliştiğinde 3'er tane bırakmıştık. Yani 15 kök karpuz bitkimiz vardı. Hemen hepsi meyve verdi ve çoğunu fareler yedi. Kalan iki tanesini göz hapsinde tutuyorduk ki bir gün bununla karşılaştık.
"Fareler... onlardan başkası olamaz" diye düşündük önce. Fare yuvalarına kadar sürüklenmiş minik karpuzlar görmüştük birkaç kez.
Ancak işin bir çeteye ait olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Evet, karpuzda ilk deliği fareler açıyordu, ardından devreye ördekler, Zuzu, son olarak da karıncalar giriyordu.
Anlaşılan seneye sadece fareler için değil, çetenin tamamı için çare bulmamız gerekecek.
Bal kabağı, fasulye, barbunya ve patatesleri tarla farelerine kaptırdık. Bize çok görünen tohum ve fidelerin toprağın gerçek sahipleriyle paylaşmak için çok az olduğunu anladık. Önümüzdeki yıl çok daha fazla tohum atacağız, fareler için de caydırıcı önlemler düşünmemiz gerekecek.
Karpuzlara gelince... 5 ayrı yere, 6'şar tohum ekmiş, bitkiler geliştiğinde 3'er tane bırakmıştık. Yani 15 kök karpuz bitkimiz vardı. Hemen hepsi meyve verdi ve çoğunu fareler yedi. Kalan iki tanesini göz hapsinde tutuyorduk ki bir gün bununla karşılaştık.
"Fareler... onlardan başkası olamaz" diye düşündük önce. Fare yuvalarına kadar sürüklenmiş minik karpuzlar görmüştük birkaç kez.
Ancak işin bir çeteye ait olduğunu anlamamız uzun sürmedi. Evet, karpuzda ilk deliği fareler açıyordu, ardından devreye ördekler, Zuzu, son olarak da karıncalar giriyordu.
Anlaşılan seneye sadece fareler için değil, çetenin tamamı için çare bulmamız gerekecek.
11 Ağustos 2010 Çarşamba
Havuz meselesi III
İkinci büyük havuzumuz Ahlatdede sakinlerinin kullanımına açıldı. Ufuk'la içimiz gidiyor, ne var ki havuzu dereden bastığımız ve epeydir yukarki havuzda bekleyen suyla doldurduk. Yılın en sıcak günlerinde ağzımızın suyu aka aka izliyoruz Limon, Eğriboyun, Tütü ve Zuzu'yu.
İlk yapılan havuzdan çıkan toprakla yaptığımız setler canlanmaya başladı. Ufuk'un yoğun çabalarıyla -mühendis beyin 1 yıl güneş görmeden bir şey yetişmez dediği topraklardan- biber yiyoruz artık. Bakıyoruz bağ oluyor, yaşasın!
Bu yeni havuzun kenarında kumdan bir set oluştu. Şu haliyle bırakırsak, kış yağmurlarıyla bağa doğru inecek. Gübre, malç ve kompost katkısıyla toprak yapıp, sonbaharda Fukuoka topları ekeceğiz ki, orman çıksın ;-)
Şaka bir yana ilk havuzda sığ köklü de olsa her tür bitkinin erozyonu önlediğine tanık olduk. Ara ara kısa yoğun yağışlar oldu yaz boyu. Kış yağmuru alır götürür diyorlar, ne gam, tohum toprağı bulduktan sonra... Baktık olmadı yine ekeriz, daha iyi, daha bol ekeriz. Gözümüz yese taştan bir set örmek en garantili çözüm olacak. Hava biraz serinledikten sonra belki?
İlk yapılan havuzdan çıkan toprakla yaptığımız setler canlanmaya başladı. Ufuk'un yoğun çabalarıyla -mühendis beyin 1 yıl güneş görmeden bir şey yetişmez dediği topraklardan- biber yiyoruz artık. Bakıyoruz bağ oluyor, yaşasın!
Şaka bir yana ilk havuzda sığ köklü de olsa her tür bitkinin erozyonu önlediğine tanık olduk. Ara ara kısa yoğun yağışlar oldu yaz boyu. Kış yağmuru alır götürür diyorlar, ne gam, tohum toprağı bulduktan sonra... Baktık olmadı yine ekeriz, daha iyi, daha bol ekeriz. Gözümüz yese taştan bir set örmek en garantili çözüm olacak. Hava biraz serinledikten sonra belki?
10 Ağustos 2010 Salı
Arıtma, arıtmama
Başlangıçta karavandan çıkan gri suları arıtmak için 60 litrelik bir varilden basit bir filtre sistemi yapmıştık.Kuru tuvalet kullandığımız için septik bir arıtmaya ihtiyacımız olmadığını düşünmüştük. Arıtma varilimizde su üstten giriyor, yukarıdan aşağıya doğru kum, ince çakıl ve kaba çakıldan geçiyordu. Varilin altındaki bir delikten bir hortum çıkıyor ve buradan akan arıtılmış su, üstteki kum hizasının altından dışarı, bitkilere veriliyordu. Duşta, bulaşıkta, temizlikte zeytinyağlı köy yapımı sabun ve arap sabunu kullanıyorduk. Bir süre sonra varilin üstü jöle kıvamında bir tabakayla kaplandı ve üzerine dökülen arıtılacak suyu geçirmez olmaya başladı. Kum tabakanın sıkça temizlenmesi, yüzeyinde delikler açılması gerekiyordu. Arıtmadan çıkan suyun beslediği bitkilerin neşesi ise yerindeydi hep.

Birgün arap sabunundan vazgeçtik, varili de çıkardık aradan. Gri su doğrudan bir hortumla havuza giriyor şimdi. Havuzda kedi kuyrukları, japon şemsiyesi, nane, aksaz var. İki kişiyiz. Ortalama günlük 50 lt. su kullanıyoruz. 60 cm. çap ve 40 cm. derinliğindeki havuzumuz bu suyu tüketmeye yetiyor. Havuz çevresinde kurbağalar, kertenkeleler vb. ile bir mikroklima oluşuyor sanki. Bir iki asmayı da ağaçlara sardırınca bereketli bir yere dönüştü bizim atık havuzu.
Öğrendik ki; su ve sabun yıkamaya da yıkanmaya da yetiyor, atığı da bitkilere zarar vermiyor. En azından bizim ölçülerimizde böyle bu iş.
Ufuk
Havuzun 20 Nisan'daki durumu yeşil sabunla bitkilerin arasının hiç de fena olmadığını gösteriyor.
Birgün arap sabunundan vazgeçtik, varili de çıkardık aradan. Gri su doğrudan bir hortumla havuza giriyor şimdi. Havuzda kedi kuyrukları, japon şemsiyesi, nane, aksaz var. İki kişiyiz. Ortalama günlük 50 lt. su kullanıyoruz. 60 cm. çap ve 40 cm. derinliğindeki havuzumuz bu suyu tüketmeye yetiyor. Havuz çevresinde kurbağalar, kertenkeleler vb. ile bir mikroklima oluşuyor sanki. Bir iki asmayı da ağaçlara sardırınca bereketli bir yere dönüştü bizim atık havuzu.
Öğrendik ki; su ve sabun yıkamaya da yıkanmaya da yetiyor, atığı da bitkilere zarar vermiyor. En azından bizim ölçülerimizde böyle bu iş.
Ufuk
Havuzun 20 Nisan'daki durumu yeşil sabunla bitkilerin arasının hiç de fena olmadığını gösteriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








